We use cookies to personalise content and ads, to provide social media features and to analyse our traffic. Read more…
Friday
06
APR

Deniz Aktaş | Yokyerler / No Man's Land

18:00
20:30
artSümer
Event organized by artSümer

Get Directions

Category
#var:page_name# cover

“YOKYERLER”
"NO MAN'S LAND"

DENİZ AKTAŞ
06.04. – 12.05.2018

******
Deniz Aktaş’ın, ‘Yokyerler’ adını verdiği artSümer'deki ilk kişisel sergisi 6 Nisan’dan itibaren ziyarete açılıyor. Sergide Aktaş’ın çizmeyi göze aldığı derme-çatma konstrüksiyon görüntüleri, doğadaki mevcudiyetlerine dair ancak fikir yürütebileceğimiz ölü-doğa mitleri, antik bir imgenin günümüze kadar ulaşmış kalıntılarını anımsatıyor.

Deniz Aktaş’ın çizimlerinde zaman durağan bir öge gibi dururken, mekân ise geçiciliğiyle öne çıkıyor ve bu durum; ‘zaman ve mekân’ mefhumlarını, klişe okumaların dışında ele almamızı adetâ zorunlu kılıyor. Aktaş’ın çalışmalarında, giderek mekana dönüşen haliyle bu durağan zaman, içinde çatışma barındıran saf resimsel bir dünyadan başlayarak, siyasal mekânın zamanına doğru dümdüz bir hat çiziyor. Çizilen bu hatta sanatçı, mimarların değil, tüm köprüleri mühendislerin inşa ettiği bir coğrafyada yapıyor ne yapıyorsa. Yaşanılan çevrenin insan davranışlarını belirlediği yaygın görüşe katılmayan Foucault bir söyleşisinde; ‘Bana bir şeyin kurtuluş düzenine, diğerinin baskı düzenine ait olduğunu söylemek olanaklı gelmiyor’ diyor. Zira Foucault, mimarların önemli bir bölümünün aksine, bu görüşe inanmıyor da.

Sanatçının, doğanın içinden ve onun bir parçası olarak seçtiği ve monokrom tekniğiyle bir belgelemeden ziyade yeniden inşa ederek ruh verdiği metruk mekânların olduğu kompozisyonlarına bakıldığında, gösterilenin ötesinde bir sapaklığın (doğal duruma, alışılagelen ölçüye, kurala uymayan, ya da iğreti duran) olabileceği, bu tuhaflığın da öyküsüz olmayacağı –ya da kalmayacağı – hissini yaratıyor. Yıkımların, yıkıntıların, molozların, süprüntülerin ve hafriyattan sayılabilecek çer çöpün “doğal” yollardan oluşmadığını, doğal olanın tıpkı yaşadığı ve ürettiği coğrafyanın değişmez yazgısı gibi, sürekli bir tahribat ve yeniden inşa ile “doğallaştığı” görülüyor. Bu monokrom çizimlerin birer metafor olduğu su götürmez; ancak Aktaş, anadil düzenindeki tahribatı, yaşam düzenindeki travmatik gerilimi, sahici olduğunu pek âlâ bildiğimiz hırçın çizimlerle, görünür kılıp, bunun dışındaki diğer tüm yaşamsal izleri (kötülüğün izlerini) gizliyor. Çizimlere bütünüyle girmeyen, daha doğrusu Aktaş’ın dışarıda bırakarak tahmine açık hale getirdiği yarıklarda, Lacan’dan gidersek, temsilin imkânsız olduğu vurgulanıyor. Ekili bir arazinin içindeki kayalık yığıntıdan, benzer bir sahnede inşasından katiyen vazgeçilmiş, yabani otların çepeçevre kuşattığı imgeye geçerken, varlığın huzursuzluğuna da değinmek gerekiyor.
(Şener Özmen’in sanatçı için yazdığı bir yazıdan alıntılar içermektedir.)

Deniz Aktaş 1987’de Diyarbakır’da doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra (2010) Yeditepe Üniversitesi’nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı (2016). Deniz Aktaş çizim ve resimlerinde, kentlerin hafızasında yer eden travmaları insan ve mekân ilişkisi üzerinden irdeliyor. Sanatçının büyük bir titizlikle betimlediği sahneler çetrefilli, derinlikli ve dağınık bir kentin binalarına kentsel dönüşümün, zorla tahliyenin, yıkım ekiplerinin ve hatta çatışmaların bıraktığı izleri taşıyor. Aktaş’ın içinde yaşayanları yutan, boğan, sarmalayan ve görünmez kılan binaları izleyicide bir girdaba kapılma veya labirentte kaybolma hissi yaratıyor. Aktaş İKSV Cité Internationale des Arts rezidans programına katıldı. Paris, Münih ve İstanbul’da grup sergilerine katıldı. Sanatçı, Diyarbakır’ın bağımsız güncel sanat mekânı Loading’in kurucularındandır. İstanbul ve Diyarbakır’da yaşıyor ve üretiyor.

******

Venue

artSümer